Septum deviasyonu nedir ve ne sıklıkta görülür?

Septum, burun boşluğunu sağ ve sol iki pasaja ayıran, ön kısmı kıkırdak, arka kısmı kemikten oluşan orta duvardır. İdeal olarak orta hatta düz bir konumda bulunması beklenir; ancak bir veya birden fazla yönde eğrilik gösterdiğinde bu duruma septum deviasyonu denir. Yapılan çalışmalar, toplumun önemli bir bölümünde bir dereceye kadar septum eğriliği bulunduğunu göstermektedir; bu eğriliklerin çoğu hafif düzeydedir ve hiçbir zaman belirti vermez. Deviasyon yalnızca hava akımını anlamlı ölçüde kısıtladığında klinik bir sorun hâline gelir ve tedavi gündeme alınır.

Septum eğriliği doğuştan olabileceği gibi, burun bölgesine alınan travmalar (spor yaralanmaları, düşmeler, darbeler) sonrasında da gelişebilir. Çocukluk döneminde geçirilen ve fark edilmeyen küçük travmalar bile zamanla belirgin bir eğriliğe dönüşebilir. Büyüme ve gelişim sürecinde kıkırdak ile kemik yapıların farklı hızlarda büyümesi de bazı olgularda deviasyona katkıda bulunan bir etkendir.

Belirtiler nelerdir?

Septum deviasyonunun en belirgin ve en sık görülen bulgusu, genellikle bir tarafta daha baskın olan burun tıkanıklığıdır. Eğrilik hangi yöne doğruysa, tıkanıklık çoğunlukla o tarafta daha belirgin hissedilir; ancak zaman içinde karşı taraftaki konkanın telafi amaçlı büyümesiyle iki taraflı tıkanıklık da gelişebilir. Buna eşlik edebilecek diğer yakınmalar arasında ağızdan nefes alma, horlama, uyku kalitesinde bozulma, tekrarlayan sinüzit atakları, geniz akıntısı, burun kuruluğu ve egzersiz sırasında nefes darlığı sayılabilir.

Doğuştan veya çok uzun süredir tek taraflı tıkanıklık yaşayan kişiler bu duruma zamanla alışabilir ve günlük yaşamlarını etkileyen bir sorun olarak fark etmeyebilirler. Bu nedenle hastalar genellikle şikâyetlerini ancak karşı tarafta ek bir tıkanıklık geliştiğinde (örneğin mevsimsel alerji veya soğuk algınlığı sırasında) belirgin biçimde fark ederler. Bazı olgularda burun kanaması sıklığında artış, baş ağrısı ve yüzde basınç hissi de eşlik edebilir.

Belirgin septum deviasyonu olan bazı hastalarda, burun içindeki hava akımının dengesiz dağılımı nedeniyle burun kuruluğu, kabuklanma ve tahriş hissi de gelişebilir. Çocuklarda ve gençlerde ise burun tıkanıklığına bağlı ağızdan nefes alışkanlığı, uzun vadede çene ve diş gelişimini etkileyebileceğinden bu yaş grubunda erken değerlendirme ayrı bir önem taşır.

Nedenler ve burun tıkanıklığının diğer kaynakları

Burun tıkanıklığının tek nedeni septum deviasyonu değildir; birçok hastada tıkanıklığa birden fazla etken birlikte katkıda bulunur. Konka hipertrofisi (burun etlerinin büyümesi), alerjik rinit, nazal polipler ve kronik sinüzit, deviasyona sıklıkla eşlik eden veya tıkanıklığı ağırlaştıran diğer durumlardır. Özellikle alerjik rinit zemininde konkalar kronik olarak şişer ve septum eğriliğinin etkisini daha da belirgin hâle getirebilir.

Bu nedenle değerlendirme sırasında yalnızca septumun durumu değil, burun içindeki tüm yapılar bir bütün olarak incelenir. Tıkanıklığın gerçek kaynağının doğru belirlenmesi, tedavi planının başarısı açısından büyük önem taşır; yalnızca septumu düzeltip eşlik eden konka büyümesini veya alerjik zemini göz ardı etmek, ameliyat sonrasında beklenen rahatlamanın sağlanamamasına yol açabilir.

Bazı hastalarda burun tıkanıklığı, yapısal bir bozukluk olmaksızın yalnızca burun içi mukozanın hormonal değişiklikler, bazı ilaçların uzun süreli kullanımı veya çevresel tahriş edicilere maruziyet nedeniyle geçici olarak şişmesinden kaynaklanabilir. Bu tür fonksiyonel nedenlerin yapısal deviasyondan ayırt edilmesi, gereksiz cerrahi girişimlerin önlenmesi açısından önemlidir ve bu ayrım büyük ölçüde ayrıntılı öykü ve muayene ile yapılır.

Tanı süreci nasıl işler?

Tanı, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve burun içi muayenesi ile başlar. Ön rinoskopi ile septumun kaba eğriliği genellikle rahatlıkla görülebilir; ancak eğriliğin burnun daha arka ve derin kısımlarında olduğu durumlarda nazal endoskopi ile daha ayrıntılı inceleme gerekir. Endoskopik muayene sırasında eşlik eden konka büyümesi, polip varlığı veya sinüzit bulguları da aynı seansta değerlendirilebilir.

Gerekli görülen olgularda, özellikle eşlik eden kronik sinüzit şüphesi varsa veya cerrahi planlanıyorsa, paranazal sinüs bilgisayarlı tomografisi istenebilir. Bu görüntüleme hem septumun anatomik yapısını hem de sinüslerin durumunu ayrıntılı biçimde ortaya koyar ve ameliyat planlamasına katkı sağlar. Alerjik zemin şüphesi olan hastalarda alerji testleri tanı sürecine eklenebilir.

Muayene sırasında burun tıkanıklığının hastanın günlük yaşamına, uykusuna ve genel yaşam kalitesine ne ölçüde etki ettiği de sorgulanır. Şikâyetlerin şiddetini objektif olarak değerlendirmek amacıyla bazı kliniklerde standart hasta anketleri kullanılabilir; bu tür ölçekler hem tedavi öncesi durumun belgelenmesine hem de tedavi sonrası iyileşmenin karşılaştırılmasına yardımcı olur.

Tedavi seçenekleri

Konservatif yaklaşımlar

Hafif dereceli deviasyonlarda ve belirtilerin günlük yaşamı fazla etkilemediği durumlarda ilk tercih genellikle konservatif yöntemlerdir. İntranazal kortikosteroid spreyler, salin irrigasyonları ve eşlik eden alerjik rinitin tedavisi, mukozal şişliği azaltarak tıkanıklık hissini hafifletebilir. Bu yaklaşımlar septumun yapısal eğriliğini düzeltmez, ancak eşlik eden mukozal şişliği kontrol altına alarak semptomatik rahatlama sağlayabilir. Şikâyetler bu tedavilere rağmen devam ediyorsa cerrahi seçenek değerlendirilir.

Septoplasti ameliyatı

Septoplasti, eğri kıkırdak ve kemik parçalarının düzeltilerek hava pasajının açılmasını amaçlayan cerrahi işlemdir. Ameliyat tamamen burun içinden yapılır; dışarıdan herhangi bir kesi veya iz bırakmaz ve burnun dış görünümünde değişiklik yaratmaz. İşlem sırasında eşlik eden konka büyümesi varsa aynı seansta küçültme işlemi de uygulanabilir; bu sayede tıkanıklığın tüm kaynaklarına tek seansta müdahale edilmiş olur.

Hastanın burun sırtında veya ucunda estetik bir değişiklik isteği de varsa, işlem septoplasti ile rinoplastinin birlikte uygulandığı septorinoplasti şeklinde planlanabilir. Bu durumda hem fonksiyonel hem estetik hedefler aynı ameliyatta ele alınır.

İyileşme süreci ve takip

Septoplasti sonrası ilk günlerde hafif burun tıkanıklığı, akıntı ve şişlik beklenen bulgulardır; bu durum ameliyatın doğal bir sonucu olup zamanla kendiliğinden geriler. Çoğu hasta birkaç gün içinde günlük aktivitelerine dönebilir; ancak ağır fiziksel efor, burun temasına açık spor faaliyetleri ve sıcak ortamlarda uzun süre kalmak gibi durumlardan ilk haftalarda kaçınılması önerilir. Nefes almadaki belirgin iyileşme genellikle şişliğin gerilemesiyle paralel olarak birkaç hafta içinde ortaya çıkar ve tam iyileşme birkaç ay sürebilir.

Ameliyat sonrası dönemde doktor kontrolünde yapılan burun içi temizlik ve muayeneler, iyileşmenin sağlıklı seyretmesi açısından önemlidir. Bu kontroller sırasında burun içindeki kabuklanma temizlenir, gerekirse ek salin irrigasyonu önerilir ve iyileşmenin beklenen şekilde ilerleyip ilerlemediği değerlendirilir. Eşlik eden alerjik rinit gibi durumların ameliyat sonrasında da kontrol altında tutulması, uzun vadeli rahatlamanın sürekliliği için önerilir.

Nadiren görülebilen ameliyat sonrası bulgular arasında geçici koku değişikliği, burun sırtında hafif hassasiyet ve septumun tam ortalanamadığı küçük rezidüel eğrilikler sayılabilir; bu durumların çoğu ek bir işlem gerektirmeden zamanla kendiliğinden geriler. Belirgin bir sorun yaşanan az sayıdaki olguda ise ek değerlendirme ve gerekirse revizyon planlaması yapılabilir.

Hastaların ameliyat sonrası dönemde beklentilerini gerçekçi tutması önemlidir; nefes almadaki iyileşme genellikle kademeli ilerler ve şişliğin tam olarak gerilemesi birkaç ayı bulabilir. Uzun vadede, düzenli takip ve gerektiğinde koruyucu tedavinin sürdürülmesiyle hastaların büyük kısmı kalıcı ve belirgin bir rahatlama bildirmektedir.

Sık sorulan sorular

Septum deviasyonu kendiliğinden düzelir mi? Hayır, septumdaki yapısal eğrilik kendiliğinden düzelmez; ancak eşlik eden mukozal şişlik medikal tedaviyle azaltılabilir.

Ameliyat olmadan tıkanıklık giderilebilir mi? Hafif olgularda intranazal spreyler ve alerji tedavisi belirtileri hafifletebilir, ancak belirgin yapısal eğriliklerde kalıcı çözüm septoplasti ile sağlanır.

Septoplasti sonrası burun şekli değişir mi? Hayır, standart septoplasti burnun dış görünümünü etkilemez; estetik değişiklik isteniyorsa bu, ayrıca planlanan septorinoplasti ile birlikte ele alınır.

Ameliyat sonrası işe veya okula ne zaman dönülebilir? Çoğu hasta birkaç gün içinde günlük aktivitelerine ve iş yaşamına dönebilir; ağır fiziksel aktiviteler için doktorun önerdiği süre beklenmelidir.

Deviasyon tekrar oluşabilir mi? Doğru teknikle yapılan septoplasti sonrasında belirgin bir tekrarlama beklenmez, ancak yeni bir burun travması eğriliğe yeniden yol açabilir.

Özet bilgiye dönmek için:

Kısa yazıya dön

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Kaynaklar
  1. van Egmond MMHT, et al. Septoplasty for nasal obstruction due to a deviated septum: systematic review. Rhinology 2018. PubMed
  2. Alessandri-Bonetti M, et al. Efficacy of septoplasty in patients with nasal obstruction: systematic review and meta-analysis. Laryngoscope 2023. PubMed