Tiroid bezi nedir, hastalıkları ne sıklıkla görülür?
Tiroid, boynun ön-alt kısmında, soluk borusunun hemen önünde yer alan kelebek şeklinde küçük bir hormon bezidir. Ürettiği tiroid hormonları (T3 ve T4), vücuttaki metabolizma hızını, kalp atım hızını, vücut sıcaklığını ve enerji dengesini düzenler. Tiroid hastalıkları toplumda oldukça yaygındır; kadınlarda erkeklere göre birkaç kat daha sık görülür ve yaşla birlikte sıklığı artar. Tiroid hastalıkları temel olarak üç grupta incelenir: bezin diffüz büyümesi (guatr), nodül oluşumu ve hormon üretiminde bozukluk (hipertiroidi veya hipotiroidi). Bu üç durum birbirinden bağımsız olabileceği gibi aynı hastada bir arada da bulunabilir.
Belirtiler nelerdir?
Hafif guatr ve küçük nodüller çoğu zaman hiçbir belirti vermez, rutin muayene veya görüntüleme sırasında tesadüfen fark edilir. Bez belirgin şekilde büyüdüğünde boyunda şişlik, dolgunluk hissi, yutma güçlüğü, nefes darlığı, özellikle geceleri sırtüstü yatarken artan baskı hissi ve bazen ses kısıklığı görülebilir. Hormon fazlalığı (hipertiroidi) çarpıntı, sinirlilik, titreme, kilo kaybı, sıcağa tahammülsüzlük, terleme artışı ve uykusuzluk ile kendini gösterirken; hormon eksikliği (hipotiroidi) halsizlik, kilo alımı, üşüme, kabızlık, cilt kuruluğu ve unutkanlık gibi bulgularla ortaya çıkar. Bu belirtiler yavaş geliştiği için hastalar tarafından uzun süre fark edilmeyebilir.
Nedenler ve risk faktörleri
Guatrın en sık nedeni iyot eksikliğidir, ancak günümüzde iyotlu tuz kullanımı yaygınlaştığı için otoimmün tiroid hastalıkları (Hashimoto tiroiditi, Graves hastalığı) daha ön plana çıkmıştır. Ailede tiroid hastalığı öyküsü, kadın cinsiyet, ileri yaş, baş-boyun bölgesine daha önce uygulanmış radyasyon maruziyeti ve bazı otoimmün hastalıkların varlığı nodül ve guatr gelişimi için risk faktörleridir. Tiroid nodülleri son derece yaygındır; ultrasonografi ile bakıldığında yetişkinlerin önemli bir bölümünde en az bir nodül saptanır, ancak bunların büyük çoğunluğu iyi huyludur. Nodülde kötü huyluluk riskini artıran faktörler arasında çocukluk çağında radyasyon maruziyeti, ailede tiroid kanseri öyküsü, hızlı büyüyen sert bir nodül, ses kısıklığı veya boyunda sert lenf nodu eşlik etmesi sayılabilir.
Tanı süreci
Değerlendirme, boyun muayenesi ve ayrıntılı tıbbi öykü ile başlar. Tiroid fonksiyonlarını değerlendirmek için kan tahlili ile TSH, gerektiğinde serbest T3-T4 düzeyleri ölçülür; otoimmün süreç şüphesinde tiroid antikorlarına bakılır. Görüntülemede altın standart tiroid ultrasonografisidir; bu yöntemle bezin boyutu, yapısı, nodül sayısı, boyutu ve şüpheli özellik taşıyıp taşımadığı (düzensiz sınır, mikrokalsifikasyon, artmış kan akımı gibi) değerlendirilir. Belirli boyut ve özellikteki nodüllere ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi uygulanır; alınan hücre örneği sitolojik olarak incelenir ve sonuçlar standart bir sınıflama sistemine göre iyi huylu, şüpheli veya kötü huylu olarak raporlanır. Şüpheli sonuçlarda moleküler testler veya tekrar biyopsi gündeme gelebilir. Büyük substernal (göğüs kafesine uzanan) guatrlarda soluk borusuna baskıyı değerlendirmek için tomografi istenebilir.
Tedavi seçenekleri
Konservatif ve tıbbi tedavi
İyi huylu, belirti vermeyen küçük nodüller ve hafif guatr genellikle sadece belirli aralıklarla ultrasonografi ile izlenir; büyüme veya yeni şüpheli bulgu olmadıkça girişim gerekmez. Hipotiroidi tanısı konan hastalarda ömür boyu, günlük tek doz levotiroksin ile hormon replasman tedavisi uygulanır ve doz, kan tahlilleriyle düzenli olarak ayarlanır. Hipertiroidide tedavi nedene göre değişir; Graves hastalığında antitiroid ilaçlar, radyoaktif iyot tedavisi veya cerrahi seçenekleri değerlendirilir. Toksik nodüler guatrda ilaç tedavisine yeterli yanıt alınamazsa radyoaktif iyot veya cerrahi gündeme gelir.
Cerrahi tedavi
Cerrahi şu durumlarda önerilir: biyopside kanser saptanması veya güçlü kanser şüphesi, soluk borusu ya da yemek borusuna baskı yaparak nefes darlığı veya yutma güçlüğüne yol açan büyük guatrlar, göğüs kafesine uzanan (substernal) büyük guatrlar, ilaç tedavisine dirençli toksik nodüller ve takip sırasında büyüme gösteren şüpheli nodüller. Ameliyat genel anestezi altında, boyunda küçük bir kesi ile yapılır; bezin bir kısmı (lobektomi) veya tamamı (total tiroidektomi) çıkarılabilir. Ameliyat sırasında ses tellerini kontrol eden sinirlerin (rekürren laringeal sinir) ve kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid bezlerinin korunması büyük önem taşır; deneyimli merkezlerde bu yapıların hasarlanma riski düşüktür.
İyileşme süreci ve takip
Tiroid ameliyatı sonrası hastaların büyük çoğunluğu bir gece hastanede kaldıktan sonra taburcu edilir. İlk günlerde boyun bölgesinde hafif ağrı, gerginlik ve yutkunurken rahatsızlık hissi olabilir, bu genellikle birkaç gün içinde azalır. Sesin geçici olarak kısılması nadir değildir ve çoğunlukla birkaç hafta içinde düzelir. Tiroidin tamamı çıkarıldıysa ömür boyu hormon replasman tedavisi gerekir ve doz kan tahlilleriyle düzenli aralıklarla ayarlanır; sadece bir lob çıkarıldıysa kalan doku genellikle yeterli hormon üretimine devam edebilir. Kanser tanısı alan hastalarda ameliyat sonrası radyoaktif iyot tedavisi ve düzenli onkolojik takip gerekebilir. Tüm hastalarda ameliyat sonrası belirli aralıklarla kan tahlili ve gerektiğinde ultrasonografi ile takip önerilir.
Hamilelik ve tiroid hastalıkları
Gebelik döneminde tiroid fonksiyonlarının normal seyretmesi hem anne sağlığı hem de bebeğin nörolojik gelişimi açısından büyük önem taşır. Gebelikte tanı konan hipotiroidi mutlaka tedavi edilmeli ve doz, her trimesterde kan tahlilleriyle yeniden değerlendirilmelidir; tedavi edilmeyen hipotiroidi düşük riski, gelişimsel sorunlar ve gebelik komplikasyonlarıyla ilişkilendirilmiştir. Gebelikte yeni saptanan nodüllerde ultrasonografi güvenle uygulanabilir, gerekli görülürse iğne biyopsisi de gebelik döneminde yapılabilir. Cerrahi gerekiyorsa, mümkünse ikinci trimestere ertelenir; aciliyet varsa gebelik döneminin herhangi bir aşamasında güvenle uygulanabilir. Doğum sonrası dönemde bazı kadınlarda geçici tiroidit gelişebilir; bu durum önce hipertiroidi, ardından hipotiroidi dönemi şeklinde seyredip çoğu zaman kendiliğinden düzelir.
Tiroid kanseri hakkında bilinmesi gerekenler
Tiroid kanseri, diğer birçok kanser türüne kıyasla genellikle yavaş seyirli ve tedaviye iyi yanıt veren bir hastalık grubudur; en sık görülen alt tipi olan papiller tiroid kanserinde uzun dönem sağkalım oranları oldukça yüksektir. Erken evrede yakalandığında cerrahi ile büyük oranda küratif tedavi sağlanabilir. Tanı konulduğunda hastalar gereksiz kaygıya kapılmadan, hekimleriyle birlikte kanserin alt tipine, evresine ve yayılım durumuna göre şekillenen bireysel tedavi planını değerlendirmelidir. Ameliyat sonrası bazı hastalara, hastalığın özelliklerine göre radyoaktif iyot tedavisi uygulanarak geride kalabilecek tiroid dokusunun veya mikroskopik hastalığın temizlenmesi hedeflenir. Tedavi sonrası uzun süreli takip, kan tahlilleri (özellikle tiroglobulin düzeyi) ve periyodik boyun ultrasonografisi ile sürdürülür.
Ameliyat sonrası yaşam kalitesi
Tiroid ameliyatı geçiren hastaların büyük çoğunluğu, düzenli hormon takibi ve gerektiğinde replasman tedavisi ile tamamen normal bir yaşam sürdürür. Ameliyat sonrası boyunda kalan iz zamanla belirgin şekilde solar; kesi genellikle doğal bir cilt kıvrımına gizlenecek şekilde planlanır. Hastaların çoğu birkaç gün içinde günlük aktivitelerine, birkaç hafta içinde ise tam kapasiteyle işine ve egzersizlerine dönebilir. Hormon dozunun doğru ayarlanması, enerji düzeyi, kilo kontrolü ve genel iyilik hali açısından belirleyicidir; bu nedenle ameliyat sonrası kan tahlili kontrollerinin aksatılmadan yapılması önemlidir.
Sık sorulan sorular
Tiroid nodülü saptandı, bu kanser mi demektir? Hayır. Tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Kesin ayrım için ultrasonografik özellikler ve gerektiğinde iğne biyopsisi kullanılır.
İğne biyopsisi ağrılı ve riskli midir? İşlem ince bir iğne ile, ultrason eşliğinde yapılır, genellikle sadece hafif bir batma hissi yaratır ve ciddi bir komplikasyon riski çok düşüktür.
Guatr ameliyatı sonrası sesim bozulur mu? Deneyimli ellerde kalıcı ses teli hasarı riski düşüktür; geçici ses kısıklığı görülebilir ve genellikle kendiliğinden düzelir.
Tiroid ilaçlarını ömür boyu mu kullanmam gerekir? Tiroidin tamamı alındıysa veya kalıcı hipotiroidi geliştiyse evet, hormon replasman tedavisi ömür boyu sürer; bu tedavi düzenli kullanıldığında normal yaşam kalitesini korur.
Küçük bir nodül izlenirken nelere dikkat edilmeli? Önerilen aralıklarla kontrol ultrasonografisine gitmek, nodülde büyüme veya yeni şüpheli özellik gelişirse zaman kaybetmeden hekime bildirmek önemlidir.
Guatr ameliyatı sonrası kalsiyum düzeyimle ilgili ne bilmeliyim? Paratiroid bezleri ameliyat sırasında geçici olarak etkilenebileceğinden, ameliyat sonrası dönemde kalsiyum düzeyi izlenir ve gerekirse geçici olarak kalsiyum takviyesi verilir; bu durum çoğunlukla kalıcı değildir.
Özet bilgiye dönmek için:
Kısa yazıya dönBu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.
- Haugen BR, et al. 2015 American Thyroid Association guidelines for thyroid nodules and differentiated thyroid cancer. Thyroid 2016. PubMed